Hep Böyle Kalma, Hep Anda Kal...

Hep böyle kalma, hep anda kal…

2006 yazıydı, üniversiteden yeni mezun olmuştum. Teyzem mezuniyet hediyesi olarak beni İtalya’ya davet etmişti. Bu harika bir fırsattı. Nasıl heyecanlandığımı hala hatırlıyorum.

O zamanlar İtalya vizesi İzmir’den alınıyordu ve yüz yüze mülakat yapıyorlardı. Randevumu aldım, evraklarımı hazırladım ve İzmir’e doğru yola çıktım.

Alacağım sadece bir aylık turist vizesiydi ve  bunun için davetiyem, evraklarım, yani gerekli her şey tamamdı. Yani ben öyle sanıyordum.

İzmir’e vardığımda, çocukluk arkadaşım beni otogarda bekliyordu. Ertesi gün konsoloslukta randevum vardı ve İzmir’e ilk gelişimdi. Ama gözüm hiçbir şey görmüyordu. Aklım fikrim İtalya’daydı. Heyecandan gece boyu gözüme uyku girmemiş, sabahı zor etmiştim.

Sabah olunca arkadaşımla birlikte kahvaltımızı edip konsolosluğun yolunu tuttuk.

Konsolosluk kalabalıktı, sıramın gelmesini bekliyordum. Adımı söylediklerinde gidip evraklarımı teslim ettim. Biraz beklememi söylediler. Görüşme, evrakların kontrolünden sonra olacaktı. Çok geçmedi, 10 dakika sonra tekrar çağırdılar. Bugs Bunny gibi yerimden fırladım, heyecandan  yüreğim ağzımdaydı.

Görevli bana pasaportumu uzattı ve;
-'Maalesef kabul edilmediniz.' dedi.
-'Neden?' dedim.
-‘Bilmiyorum.’ dedi.

O an başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü, yaşadığım hayal kırıklığını hangi kelimelerle anlatsam, bilemiyorum. Sanki ailemden biri ölmüştü, sanki dayak yemiştim. Birkaç dakika boyunca hiç hareketsiz öylece durduğumu hatırlıyorum.

Öğrenciyken biriktirdiğim tüm paramı vize masrafları için harcamıştım, o parayı öğrenciyken alışveriş merkezlerinde günde 12 saat bir fiil ayakta çalışarak kazanmıştım. O zamanlar ayaklarımın ağrısından geceleri uyuyamazdım. Şimdi hem hayallerim uçmuştu hem de biriktirdiğim paralar.

Yüzüm kıpkırmızı ve halsiz bir şekilde arkadaşımla birlikte konsolosluktan çıktık. Arkadaşım;
-'Gel sana bir bira ısmarlayayım.' dedi, gittik.
Dışarıda bir kafede oturduk, bir noktaya odaklandım boş boş oraya bakıyorum. Arkadaşım teselli ediyordu, duymuyordum, dokunsalar ağlayacaktım. Dünyam başıma yıkılmıştı. Bundan daha kötüsü olamazdı.

Telefonum çaldı. Baktım, arayan dedemdi. Açar açmaz;
-‘Dede bana vize vermediler.’ deyip, ağlamaya başladım.
O an sanki 5 yaşındaydım, dedem beni kucağına alsın, sarıp sarmalasın, götürsün konsolosluğa, kızsın oradakilere, vizemi alsın istedim.

Dedem ise o gür ve babacan sesiyle;
- 'Ben iflas ettim, yıllarca çalışıp biriktirdiğim param,  malım bir anda yok oldu, itibarım gitti, ağlamadım! Sen bir vize için mi ağlıyorsun? Vermezlerse vermesinler, bak ne güzel Türkiye’nin en güzel şehrindesin, gez toz İzmir’in tadını çıkar.’ dedi.

O anda kendime gelmiştim, dedem doğru söylüyordu. Etrafıma şöyle bir baktım o an çok güzel bir şehirde olduğumu gördüm. Her yer cıvıl cıvıl idi. Sokaklar karşılıklı kafelerle doluydu. Kahkaha atanlar, sohbet edenler, kaldırımda gitar çalıp şarkı söyleyenler, üstelik gökyüzü masmavi ve güneşliydi, hiç fark etmemiştim. O an dedemin ne demek istediğini anladım, sildim gözyaşlarımı ve İzmir’de hayatım boyunca unutamayacağım 2 güzel gün geçirdim.

Geçmişin keşkelerinden ya da geleceğin endişelerinden uzak olmak, şimdi sahip olduklarınıza; yani aldığınız nefese, çocuğunuzun size gülümsemesine, duyduğunuz kuş sesine, içtiğiniz kahvenin lezzetine şükretmektir aslında ANDA KALMAK. Geçmiş geçmiştir, gelecek ise belirsizdir. Gerçek olan şu andır.

Anı yakalamak, anda kalmak hayatın bize bir lütfudur. Mutlu olmanın tek bir formülü vardır o da şu anı yaşamaktır.

Her yıkandığınızda sizi temizlediği için suya teşekkür edin, tüm bu hayat koşturmasında elinizden gelen en iyi mücadeleyi verdiğiniz için kendinize teşekkür edin.

Bir de size anda kalmayı kim öğretti ise eğer hala yaşıyorsa daha fazla geç kalmadan ona teşekkür edin, çünkü anda kalmak size ömür boyu rehberlik edecek en değerli hediyedir.


                                                                                                                                                                                                                                         07.02.2021                                            

Suat YAŞAR DİKKAYA
Profesyonel Koç


© 2018 Pin Akademi, Tüm hakları saklıdır. Pin Akademi bir Coworkers academy kuruluşudur.